"Sanat" denilince...
Sanata yalnızca "Güzel Sanatlar" açısından bakarsak toplumun bir kısmını dışlamış olur ve bu kavrama ait evrensel bir yanıt bulamayız. Güzel Sanatların da üzerinde bir Sanat'ı aramak tüm insanları bir noktada buluşturucu bir yan içermelidir. Ne işe yaradığını ve anlamını bilmediğimiz (uzun zaman önce unuttuğumuz) bir kavram artık "batıl" değil midir? Hayatımızın günlük parçaları arasında yer almayan güzellikleri barındıran müzeler kaybolmakta olan türlerin sığındığı hayvanat bahçeleri değil midir?
"Sanat insanın temel davranışlarındandır" dersek bugün büyük bir eksiklik içinde bulunduğumuzu itiraf etmek zorunda kalırız. İnsan öyle bir ruhsal devinim özgürlüğüne sahiptir ki "Sanat onun temel ruhsal faaliyetidir" dersek abartmış olmayız. İlkellerin zanaatsal ve modernlerin sanatsal üretimlerinin (müzik, dans, plastik üretim...) birbirlerine son derece yakın oluşu bizce bunu göstergesidir. Gerçekte bir sanat aristokrasisi düşünülemez. Sanat'ın alt başlıklarında özelleşmiş, uzmanlaşmış üreticiler olabilir. Ancak bunlar Yüksek Sanat'ı tamamen kavrayamaz, tekellerinde bulunduramaz, sadece araştırabilirler.
Sanatın özel durumlarından biri vasıtasıyla Yüksek Sanatı, bununla birlikte de Ruh'u incelemek mümkündür. Bir orkestrada flüt çalan da, piyano çalan da aslında daha yüksek bir ortak paydayı, "müziği" incelemekte ve icra etmektedir. Bu bakış açısıyla ortada rekabet ve çatışma kalmaz. Sanat dallarının (sanatın özel durumları) her biri deneyim edinme ve kendini tanıma yoludur. Bunlardan birini çalışmadaki amaç kendini geliştirme ve sanatsal (ruhsal) devinimden haz alma olduğunda kişi ilerler. Bunun dışındaki tüm motivasyonlar tatminsizlik, yılgınlık gibi sonlu süreçler başlatırlar.
Doğru, Gerçek ve Güzel ruhsal hareketlerin maddeye (varlığa) yön vermesiyle oluşan sanatsal devinim sizin temel davranışınızdır ve bunu deneyimlemenin (hatırlamanın) yolları sonsuzdur. Bu yolda ilerleyen kimse doğruya, gerçeğe ve güzele doğru ilerlerken kendisi de doğru, gerçek ve güzel olur.
|