Turkce karakterleri goremiyorsaniz tarayicinizin dil kodlamasini "Unicode" olarak ayarlayiniz

Portre ve İnsan


14.12.2006

Zaman zaman "Portre Sanatı" gibi bir ifadeyle karşılaşırız. Resim sanatının konularından sadece biri olan insan yüzü, konunun derinliği gereği başlı başına bir uzmanlık alanı yaratmıştır. Bu denememizde portreciliğin içeriğine değineceğiz.

Canlı figürlerinden oluşan mağara resimleri bize insanın o dönemde dikkatini neye yönelttiğini, neyi anlamak ve anlatmak istediğini, neyi nasıl algıladığını öğretir. Mağara devri insanı henüz benliğini yeni keşfetmeye başlamış olacak ki, henüz konu olarak insan yüzünü seçmemiştir. Sanat tarihi boyunca insana bakışın ve insan hakkında bildiklerimizin gitgide derinleştiğini, kendimizi zamanla daha iyi tanıdığımızı görüyoruz. Bir Monalisa tarihin ilk dönemlerinde ortaya çıkamazdı.

Algılayış ilerledikçe, başka bir deyişle insan tekamül ettikçe ortaya çıkan eserler de bu ilerleyişin aynası oldular. "İnsan" derken aslında bundan "insanlık" anlaşılmalıdır. Çünkü insan topluluklarının ahlaki değerleri, politik tavırları gibi etkenler de konu seçimini etkilemişlerdir. Örneğin insan resimlemenin günah sayılmasıyla portrecilik birden bire ortadan kalkabilir ya da sadece liderler resmedilmeye değer bulunurken işçi sınıfından birinin resmetmek kimsenin aklına gelmez. Böyle dönemler olmuştur ve kendi dönemimizin de şartlanmaları vardır.

Flaman üstadlar soylu aileleri resmederken Van Gogh çiftçiyi, postacıyı, işçiyi işlemiştir. Özellikle fotografın icadından sonra portreci ressam bu gerçeği kopyalama işinden özgür kalmıştır. Soylular portreleri için bu yeni icada başvururlarken ressam canının çektiği konuya yönelebilmiştir. Madem açız bari dilediğimiz gibi resim yapalım!

Günümüzde klâsik portre anlayışı gelişerek yaşamaktadır. Halk karakalem portre alabilirken entellektüel ve varsıl çevrelerde oldukça başarılı portre resimler gerçekleştirilmektedir. Bu sanata yönelen ressamların sayısı azdır. Bunun nedeni de kolaycılığa kaçıp moderne sığınan sanatçıların, tabir yerindeyse tekniği zayıf bir kesimin giderek büyümesidir. Ancak eski anlamda resim yeteneği olan biri bu işin altından kalkabilecektir.

Portre denilince eli yüzü düzgün pek çok işin aslında "eser" sıfatıyla anılamayacağını da belirtelim. Usta sanılan birçok ressam sadece geometrisi/anatomisi düzgün figürler boyarken, bunların pek azı yaşayan resimler ortaya çıkartabilmektedir. Düzgün ama başarısız sınıfa soktuklarımız halk tarafından beğenilip mütevazi fiyatlara satın alınır. Bu resimler dergi kapağı, moda resmi ya da kuaför vitrinlerinde görülür. Kiminde air-brush gibi göz alıcı teknikler kullanılmıştır. Yine de "fotograf karesi", "drama", "kompozisyon" açılarından sıradandırlar.

Öte yandan çoğunluk "eser" sınıfına giren portrelerle karşılaşmamıştır bile. Bu eserlerde kompozisyon kişinin ruhuna özeldir. Desene ya da resme doğrudan başlanılmamış, eskizler yapılarak komposizyon araştırması yapılmıştır. Konu olan kişiler sanki poz vermemiş, aksine doğal bir anlarında "yakalanmışlardır". Şu kız kapı arasından bakmaktadır, bu adam bir sohbet sırasında bize dönüp gülümsemiştir...

Aşağıda Francesc Serra'dan sıra dışı işler bulacaksınız. (Kaynak : Jose Parramon / Karakalem Portre / Remzi Kitabevi)

Özetle, başarılı olan işler konunun şeklini aşıp özüne, ruhuna inebilenlerdir. Portre sanatında başarı da ressamın kendisini, konusunu, kısaca insanı ve yaşamını her boyutuyla tanımasıyla ortaya çıkar.

 

Bu sitedeki yazı ve resimler Suavi Kendiroğlu'na ait olup Fikir Eserleri ve Telif Hakları yasasınca korunmaktadır. İzinsiz kopyalanmaları sahiplerine yasal işlem yolunu açar.

website hit counter