Picasso'nun ardından...
Suavi Kendiroğlu, Mart 2005
Sabancı Müzesi'nin düzenlediği
Picasso Sergisi bitti ve
ustaya ikinci defa veda etmiş olduk.
En başta bu serginin duyurusuna çekimser baktık. "Acaba?" dedik. İçimizde olumlu beklentiler olsa da, hayal kırıklığı korkusu bizi rahat bırakmadı. Bu sergiyi Resim Yahoo Grubumda duyurmadan önce yabancı internet kaynaklarında araştırdım. Bir de ne göreyim: yabancılar da bu olayı önemsiyorlardı. "Picasso Boğaziçi'nde" türü başlıklar sitelerin sanat bölümlerinde göze çarpıyordu. Gerçekten de Sabancı Müzesi alışılmış profesyonelliği ile bu serginin de altından kalktı ve geleceğe yönelik yeni umutlar verdi.
"Sergi" dedik de... Aslında "Retrospektif " (geriye dönük sergi) demek gerekir. Yani bir sanatçının çeşitli dönemlerini aktaran bir kariyer sonu sergisi. Genellikle göçüp gitmiş sanatçıların eserlerinden derlenen bu retrospektifler doksanların başlarında batı başkentlerinde pek moda oldular ve müzelere oldukça para getirdiler. Watteau, Renoir, Rembrandt, Warhol, Rodin sergilerini hatırlıyorum. Kimi zaman birkaç sanatçı, ya da bir tanesinin sadece desenlerinin sergilendiği de olmuştu. Bu sergilerin formatı sıkı bir tanıtım kampanyası, o şehre turist çekmek, hediyelik-anı eşyası satışı gibi parça ve beklentilerden oluşur. Bu nedenle müze dışında başka kurumlarca da desteklenip özendirilmelidir. Ulaşım, iletişim, otel ve restoran hizmeti gibi yan sektörler de bu getirilerden nasiplerini alırlar.
Halkımızın Picasso üzerinden modern sanatla tanışması, buna istekli görünmesi umut verici. Ancak "Picasso" ile tanışmak isteyenler daha da ileri gitmeliler. Güzel sanatlarda öğrenciyken Picasso'dan nefret eden bir sanat tarihi hocamız vardı. Hem de eserinden değil şahsından nefret ediyordu. Neymiş efendim, adam zenginmiş ve kadın delisiymiş. Sana ne... Bu tavır bahsi geçen sanat tarihçisinin abuk sabukluğunu ve yetersizliğini gösterir. Picasso'nun zatıyla tanışmak isteyenlere Brassai'nin "Picasso'yla Konuşmalar" adlı anı kitabını öneririm. Brassai Picasso'nun heykellerini fotoğraflamak üzere ustanın atölyesine çokça vakit geçirir ve özel hayatını yakından tanımak ve olayların perde arkasını görmek fırsatına sahip olur. Picasso, Brassai'yi hayatının kadınlarını almadığı kadar ciddiye alır ve ona hayatla ilgili birçok itirafta bulunur. Kitap dilimize çevrildi ancak baskısı yok. Sahaflara danışmanızı öneririm.