Çocuk resim yapmaya başladığında sadece çevreyi algılamayı ve ona yanıt vermeyi değil, bunlardan bağımsız bir üretimi de başlatmış olur. "Yapmak" fiili kendini yoğun biçimde gösterir. Çocuk kalıcı izler bırakmaya başlar ve birçok insan bunu yetişkinliğinde başaramaz. Oysa çocukluk geçmişlerinde hepsi üretkendirler. Amaçladıkları ve yapabildikleri arasında bir gecikme olmamıştır. Yetişkin ise projeler yapar ancak bunların arkasından koşar durur. İşte bu nedenle çocukların resim yapmalarına karışılmamalıdır. Ressam büyüklerimizden sözüne güvendiğimiz birinin ifadesiyle "Çocuklara resim yapmayı öğretmeyin!"
Peki ne yapalım?
Aynı ustanın tavsiyesi : "Onlara büyük büyük kağıtlar verin ki, bedenleri, kolları çalışsın, oynar gibi çalışsınlar."
Bu tavsiye elbette işin şekliyle ilgili ancak son derece yerinde.
Bir annenin çocuğuyla ilgili olarak "Çok yetenekli olduğunu düşünüyorum. Bir Dali olabilir mi sizce?" sorusuyla dahi karşılaştım. Söz konusu yumurcak ev ortamından çıkıp anaokuluna başlayınca evi öğretmenine, okulunu da anne babasına anlatabilmek için resim çizmeye başlamış. "Aniden" resim çizmeye başlaması herkesi şaşırtmış. Resimler son derece olağan çocuk resimleriydi. Bu durumda çocuğa bir yol haritası çizmek, resmi disiplinli ders kapsamına almak, bir bitkiyi fazla sulamak gibi olur. Üstelik çocuk resimden soğuyabilir.
Normalde üretebildiklerini de abartmak ve pohpohlamak oluşmakta olan kişiliğinde bozulmalara, çocuğun kendisiyle ilgili yanlış yargı sahibi olmasına neden olur. İyi resim yaptığına ve üstünlüğüne inanmaya başlayan çocuk bunun aksiyle yüzleşemeyebilir. Bu gerçekçi olamama durumu, çocuğun ilerde resim öğrencisi olamamasına yol açabilir. Resim bir yana pek çok durumda çocuklarımızı fazla beğenir ve onlara gerçekte sahip olmadıkları (kadar) özellik yakıştırırız. Dali ha!!! Dali'ye böyle davranılsa çalışıp gelişen bir Dali olabilir miydi?
Eğriye doğru diyen insanlar yetiştirmenin alemi yok.
Bu söylediklerimiz toplumun geneliyle ilgilidir. Bir de özel durumlar var ki bu çocuklar eğitim almadan doğru resim yapabilirler. Bunlara ilkokul boyunca desen, kompozisyon ve renk bilgileri verilip yavaş yavaş bütün malzemelerle tanıştırılabilirler. 16 yaşına gelmiş bir gencin akademik tekniklerin tümüne hakim olması mümkündür.
Tüm durumlarda ise bütün çocuk ve gençlere resme bakmak öğretilebilir. Resim yapmayı az ya da çok becerebilen herkes zevkle resimlere bakar ve sanatı gözüyle özümser. Sanat bir insanın elinde olamıyorsa gözünde olmalıdır. Zaten resim eğitiminin ileri aşamaları büyük eserlerdeki grafik-resim dilinin anlaşılması, çözümlenmesiyle mümkündür. Bu da yarı uygulamalı (elde kalem!) bir çalışmayla desteklenmelidir.