Turkce karakterleri goremiyorsaniz tarayicinizin dil kodlamasini "Unicode" olarak ayarlayiniz
|
Bakmak, Görmek, Çizmek
| Bir kiraz salkımı koydum önüme ve çizmeye başladım. Malzeme dediğim de fotokopi kağıdı ve okul tipi kurşun kalem. Bundan daha kötüsünü, daha ucuzunu bulamazsınız. Ben çok aradım ;-) Önce desenin kabası oturtuldu kağıda, ardından tonlama. Tek kalemle bütün tonları vermek son derece iyi bir egzersiz. Ama acele etmeden, tek yönlü tarama hareketleriyle değil dairesel hareketlerle. Öyle ki hareketimiz doğanın cisimleri boyadığı gibi olsun. Her yönden. Şimdi sabırlı olmak vaktidir. Yağlıboyacı da olsanız kompozisyon, ton, ışık, detay, doku konularını herhangi bir malzemeyle halledebileceğinizi unutmayın. Şeytan kulağınıza "Ne uğraşıyorsun bu işle, çek fotografını olsun bitsin" dese de "İyi de ben nasıl gelişeceğim?" yanıtımız hazır. Büyük fotoğrafçıların gözü ressam gözüdür (Ansel Adams'lar, Eugene Smith'ler, Edouart Boubat'lar). Taklitçi ve maymun iştahlılardan bahsetmiyorum. |
|
|
|
Desende de bir saatlik bir çalışma ancak basit bir etüt olabilir. Bu kiraz salkımının hakkı 3-4 saat aslında. Neden mi? 3-4 saat bakılmayı hak edecek kadar güzel ve zengin de ondan. Kirazlara dünya yansır, kirazlar birbirlerine yansırlar. Baktıkça bir mikrokozmos keşfederiz. Büyük ve yaşlı yapraklar daha koyu. Genç ve körpe olanların damarlarından hayat yürümekte. O yüzden geçirgenlikleri sürüyor. Resim bahane. Ama iyi bir bahane. Resmin tuzağına düşünce "bakan insan" olursunuz. Aman öğrenciyseniz bakmayı unuttarak resim yapmayın. Armağanlardan birini kaçırmayın. Doğa'ya "bakmak" için en uygun saatler sabah erken, gündoğumundan hemen sonra, kahvaltıdan önceki saatler. Dırdırcı, takıntılı, vesveseli üst beyin henüz tam uyanmamışken. |
Yargılamaya ve bozmaya baslamamışken. Resim yapmasanız da "bakmayı" unutmayın. Bakmayan, algılayamayan insanlar göremezler. Dile kolay. Güneşin altında kör bir yaşam sürerler. Beyinleri çalışır ama anlaşamazlar. Sürekli çarpışırlar. Kirazlarımdan birinin yaralı olduğunu, yaprakların ucunu bir tırtılın kemirdiğini görüp de estetik uğruna görmezlikten gelirsem Doğa gibi çalışmış olmam. Körleşip politikacının teki olurum. Estetik de politika olur, sanat da. Son zamanlarda neye nasıl bakacağımıza ve ne göreceğimize de karışıyorlar. TV'deki gelişmemiş, acemi bakış açılarının esiriyiz.
Bir de içsel resim derler, dışarıdaki bir objeye bakmadan yapılan. Bakmadan yapmak için içimizin biraz olsun dolması gerek. Boş lafların ve boş resimlerin kaynağı aynıdır. Bunun çaresi yine bakmak, çalışmak. Bakmadan resim yaparken, soyutla, non-figüratifle uğraşırken yine bakarız aslında. Kendi içimize, kendi doğamıza bakarız. Gerçek resmin konusu zannettiklerimiz değil gördüklerimizdir.
Suavi Kendiroğlu
|
|
|